KORKULERLILERIN YERI

Insan olan ve soyleyacek veya paylasacak dusuncesi olanlarin yeri.
 
PortalAnasayfaGaleriSSSAramaKayıt OlKullanıcı GruplarıGiriş yapkorkuler

Paylaş | 
 

 AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
PIR KIZI



Mesaj Sayısı : 83
Kayıt tarihi : 27/02/08

MesajKonu: AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB   Cuma Mart 14, 2008 12:18 pm

Başağrısı toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik
dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir.
Başağrılı insanları en çok endişelendiren şey
bu ağrıya sebep olabilecek faktörler ve özellikle beyin
tümörü korkusudur. Başağrılı insanlar sıklıkla "
beynimde bir tümör mü var?"
korkusuna kapılırlar. Ancak başağrısı nadiren ciddi bir hastalığın özellikle beyin tümörünün haberci belirtisi olarak
ortaya çıkar. Bir belirtiler topluluğu şeklinde görülen migrende çoğu kez özellikleri olan bir başağrısı vardır.
Kişiyi en fazla rahatsız eden bir özellik olduğu için migren çok şiddetli başağrısının diğer
bir ismi olarak algılanmaktadır. Migrenli kişileri en fazla rahatsız eden ve bazı günlük işlerini ve görevlerini
aksatabilen veya tam engelleyen temel özellik başağrısıdır. Bu bakımdan migren en basit şekilde tekrarlayıcı
bir başağrısı olarak tanımlanabilir.

Migren Başağrısının Özellikleri



  • Migrenli kişilerin büyük çoğunluğunda başağrısı en azından atağın (krizin) başlangıcında başın bir
  • tarafından başlar. Daha sonraları bir kısım hastada her iki tarafı tutar. Bu özelliği sebebi ile yarım başağrısı olarak da bilinir.
  • Zonklayıcıdır, giderek şiddetlenir ve genişler, kafa yarısını veya tamamını etkiler.
  • Ağrının şiddeti ve süresi değişkendir. Çok şiddetli olabileceği gibi orta veya hafif şiddette olabilir.
  • Migren atakları bazı hastalarda haftada birkaç kez olurken diğer bir kısım hastada çok seyrek olabilir.
  • Ancak genel bir ortalama ayda 2-3 atak şeklindedir.
  • Beraberinde bulantı veya bulantı ile birlikte kusma, ışık ve gürültüden, sesten rahatsız olma vardır.
  • Normal ışık ve sesler çok rahatsız edici olabilir. Bu yüzden bir kısım hastalar karanlık ve sessiz bir odada yatmayı tercih ederler.
Migren nedir? Migren sırasında neler olmaktadır? Sebebi nedir?
Hemen söylemek gerekir ki migren tehlikeli bir hastalık değildir. Kişiyi sakat bırakabilen veya ölüme yol

açan bir hastalık hiç değildir.
Migren başağrısının bir diğer ismide vasküler yani damarsal başağrısıdır.

Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir.
Sebep belli değildir. Beyindeki bazı kimyasal maddelerin bu işte önemli rol aldığı kabul edilmektedir.
Bir kısım kimyasal maddelerin azalması veya etkilerinin gücünde azalma başka kimyasal maddelerde
etki artımına sebep olabilir. Bu kimyasal maddelerden özellikle serotonin isimli madde önemli olup
damarlar üzerindeki etkide önemli görevi vardır.
Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler; stres, hormonal değişiklikler,
diyet faktörleri, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve kişisel bazı alışkanlıklardır.

Stres ve Duygular: Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.
Hormonal Değişiklikler: Migrenli kadınların yaklaşık %70'inde ataklar adet döneminde sıklaşır ve

şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur. Bir kısım kadın hasta
özellikle menstrüasyon sırasında olan ağrılarının daha şiddetli olduğunu ifade ederler.
Diyet Faktörleri ve Bazı İlaçlar: Yiyecek ve içeceklerde bulunan bazı maddeler damarlar üzerine

direkt etki ederek onları genişletir ve böylece migreni başlatabilirken bir kısım maddeler de daha ziyade
dolaylı yoldan etki ederek bazı refleks yollar ile ağrıyı başlatabilirler. Mesela alkol direkt etki ederken kafein
ve nikotin gibi maddeler dolaylı yoldan etki etmektedir.
uyku.: Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.
İklim Değişiklikleri: Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.
Kişisel Alışkanlıklar, Kokular vs: Sigara,migreni provoke edebilir.

Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.

Migrenin Seyri
Migren genellikle 16-35 yaş arası başlar. 50 yaş civarında sıklığı azalır.

Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmektedir. Migren tanısı mutlaka ilgili uzman hekim tarafından konur.
Başağrısına sebep olabilecek birçok neden olabileceği ve bunların bir kısmının tehlikeli olabileceği unutulmamalıdır.
Teşhis için mutlaka konunun uzmanına başvurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki migren tedavisi olan bir hastalıktır.


Gerilim baş ağrısı
Adından da anlaşılabileceği gibi, gerilim ve stres sebebiyle yaşanan baş ağrılarıdır.
Hemen hepimiz kimi zamanlarda hayal kırıklıklarına, üzüntülere, korkulara, strese gireriz. Aile içi ve sosyal hayatta bizi bekleyen ummadığımız gelişmeler olabilir.
Böylesi durumlarda ister istemez kasılır. Nihayetinde vücut etten kemikten değildir. Bu kasılmadan en çok etkilenen bölüm başımız ve boynumuzdur. Bu sebeple böylesi durumlarda şiddetli baş ağrıları yaşanır.
Bu tür ağrıyı migrenle karıştırmamalıdır. Zaten bu tür ağrının sebebini kişi kendi kendine biraz düşündüğünde bulacaktır.
Bu tür ağrıların en belirgin özelliği, boyundan başlayıp başa kadar çıkması ve orada çöreklenmesidir.
Migrenli hastalar ağrı tuttuğunda sakin bir yer ararken, gerelim baş ağrısında insanın içi içine sığmaz. Yerinde duramaz açık havaya şuraya buraya kendini atmak ister.
Gerilim baş ağrısı migrende olduğu gibi tek bir yerde oluşmaz.
Migrende ağrı öncesinde görülebilen görme bozukluğu ve diğer belirtiler gerilim baş ağrısında yoktur.
Bu tür ağrılarda akupunkturun kas gevşetici özelliği sayesinde çok iyi neticeler alınmakta ve hasta rahatlamaktadır.


Küme baş ağrısı
Özellikle göz çevresinde alın ve şakakta tek taraflı olarak görülen ağrılardır. Zaman zaman ortaya çıkar. Baş ağrısı kümelerine yol açar. Bu sebeple küme baş ağrısı adı çok yaygın olarak benimsenmiştir.
Kimlerde görülür?
20-40 yaş arası erkeklerde daha sık ortaya çıkar. Genetik değildir. Çocuklarda çok az rastlanır.
Küme baş ağrıları ataklar şeklinde gelir. Örneğin sabah saatlerinde, hemen her gün belirli bir zamanda tutar.
En çok göz çevresinde, gözün arkasında ve şakakta ağrı olur. Baş ağrısı ile birlikte gözde kızarıklık, kanlanma, göz yaşarması, burun akıntısı veya tıkanıklığı, alında ve yüzde terleme, göz kapağında şişme veya göz kapağı düşüklüğü bulunabilir.
Çok şiddetli olan bu ağrı krizleri 15 dakika – 3 saat arası sürebilir.
Küme baş ağrısı birkaç hafta ile aylar sürebilen krizler şeklinde olabilir.
Alkol ve sigara küme baş ağrısı ataklarını artırır. Akupunktur tedavisi önerilir.


Boyun kaynaklı baş ağrısı
Boyun veya kafa arkasında yer alan sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş ağrısı şeklinde belirti verirler. (Bkz. Boyun fıtığı)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.alevi.dk
PIR KIZI



Mesaj Sayısı : 83
Kayıt tarihi : 27/02/08

MesajKonu: Geri: AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB   Cuma Mart 14, 2008 12:19 pm

ROMATİZMA NEDİR adale romatizması
Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket

etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır.
Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa
zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.
kalp romatizması
romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir.

Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür.
Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa
mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma,
morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek,
her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.
romatizma
Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir.

romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma
ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği,
beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit,
bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir.
Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. romatizmalı yerlerde ağrı, yanma
veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır.
Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya
bir başka hastalığa neden olur.3 çeşit romatizma vardır:
- Akut eklem romatizması - Romatoid artrit - Dejeneratif romatizma
aso
Antistreptolizin O için kullanılan kısaltma. Streptolizin, Hemolitik

Streptokok adı verilen bakterilerin salgıladığı toksinin adıdır. Bu toksinin
varlığını tespit için yapılan tetkike de kısaca ASO adı verilir. ASO, romatizma
gibi bazı Hemolitik Strep
bademcik iltihabı
Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir.

Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir.
Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır.
Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı,
böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir.
çekem
Fructus Visci albi Kabız, idrar artırıcı, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon

düşürücü etkileri vardır. romatizma ağrılarında kullanılır.
gastrit
Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler,
fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol,
fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması,
çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer
veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır.
Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık,
aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür.
Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar
aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır.
Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.
gözbebekleri iltihabı
Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar.

Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür.
Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir.
Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede
şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında;
renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.
kalp hastalıkları
Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan

meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp hastalıklarında
aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir. Sinirlenmeyin. Sigarayı bırakın.
Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın. Fazla yorucu işler yapmayın.
Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin. Koşmayın, acele etmeyin. Her gün bir öncekinden
daha iyi olduğunuza inanın. Kabız olmamaya dikkat edin. Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin.
Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam,
peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın. Yemeklere tuz koymayın.
Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın. Bol bol taze sebze ve meyve yiyin.
Bol bol yoğurt yiyin.
kalp yetmezliği
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman

boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği :
Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır.
Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir.
Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.
Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla
bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür.
Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.
Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür.
Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları,
romatizma ve tiroid hastalıklarıdır. Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
Sigara içmeyin. Yemeklere fazla tuz koymayın. Uykularınızı ihmal etmeyin.
İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın. Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.
kansızlık
Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin

denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni
yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı
kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma,
lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir.
Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür.
Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür.
Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.
sandalos
Sandaraca Haricen ve dahilen romatizma ağrılarını dindirici olarak etkilidir.

siyatik
Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca

yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler.
Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır.
Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken
daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında
kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün
iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır.
Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı,
iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.
şişmanlık
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması

sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir.
İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği,
kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları,
romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir.
Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.alevi.dk
PIR KIZI



Mesaj Sayısı : 83
Kayıt tarihi : 27/02/08

MesajKonu: Geri: AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB   Cuma Mart 14, 2008 12:20 pm

ROMATOİTARTRİT
Romatoit artrit, vücuttaki tüm eklemleri tutuyor ve hareket yeteneğini kısıtlıyor.
Geç teşhis edildiğinde ise kişiyi yatağa ve başkalarına bağımlı bırakabilecek
derecede ağır seyrediyor. Ancak yine de bu hastalığın olumsuz etkileri,
günümüzde, etkin tedavilerle önlenebiliyor!


1- Romatoit artrit nedir?

Özellikle el ve ayak eklemleri gibi küçük eklemlerin simetrik tutulumlarıyla
karakterize bir romatizma hastalığı. Ortaya çıkış nedeni bilinmeyen bu
kronik hastalık göz, sinir sistemi, kalp ve akciğer rahatsızlıklarına da yol açabiliyor.
Türkiye İç Hastalıkları Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 5. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'nde
romatoit artrit, tüm ayrıntılarıyla ele alındı. Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları Bölümü Romatoloji
Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. İhsan Ertenli, hastalığın tedavisinde önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çekti.

2- Belirtileri neler?
Hastalık, genellikle eklemlerde tutukluk, geçici ağrılar gibi silik yakınmalarla başlıyor.
Zaman içinde yakınmalar belirginleşiyor. Bir süre sonra, eklemlerde ağrı ve şişlik başlıyor.
El ve ayak eklemleri, en sık tutulan eklemleri oluşturuyor.
Hastalar, sabahları tutulan eklemleri hareket ettirmekte güçlük çektiklerini, gün içerisinde ise rahatladıklarını ifade ediyor.




<>
3- Eklem ağrıları dışında nelere yol açıyor?

Halsizlik ve yorgunluk gibi yakınmalar, eklem şikayetlerine eşlik
edebiliyor, bazı hastalarda kilo kaybı da görülebiliyor.
En sık görülen eklem dışı belirti ise, diz çevresinde bulunan, cilt altı ağrısız nodüller.
Bunun yanı sıra, kalp ile akciğer zarları arasında sıvı birikimi, akciğer
dokusunda sertleşme ve fonksiyon kaybı, kalp ileti sisteminin tutulumu
sonucu oluşan ritim bozuklukları ve sinirlerde harabiyet de gelişebiliyor.
Ellerde, ayaklarda duyu ve kuvvet kaybı, gözlerde kızarıklık, yanma, gözyaşı
miktarında azalma gibi birçok farklı organ tutulumu da görülebiliyor

4- Kimler risk altında?

Hastalığın görülme sıklığı dünyada yüzde 1-2, ülkemizde ise yüzde
1. Genellikle 30-60 yaş arasında başlıyor ve kadınlarda 2-3 kat daha sık görülüyor.
Ancak çok ender durumlarda çocuklarda da gelişebiliyor. Çeşitli meslek grupları ile romatoit
artrit arasındaki ilişki bir çok araştırmaya konu olsa da çarpıcı sonuçlar elde edilememiş.
Ancak bu hastalığın sosyo ekonomik düzeyi düşük olan kişilerde daha ağır seyrettiği biliniyor.



Ameliyat Sonrası Ağrılar


Vücudun cerrahi travmaya verdiği stres yanıt ağrıdır. Küçük ya da büyük, tüm cerrahi müdahaleler sonrasında az ya da çok ağrı görülmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası ağrının tedavisi hem hasta hem de operasyonun tam başarı sağlaması için çok önemlidir.

Tarih boyunca hem cerrahlar hem de anestezistler ameliyat sonrası (postoperatif) ağrılara gereken önemi gösterememişlerdir. Bunun nedeni daha çok hastalıkla ilgili tedavilerin ön planda olmasıdır. Günümüzdeki yöntemler ile ameliyatlar sonrası ağrı başarılı bir şekilde kontrol edilmeye başlanmıştır. Buna rağmen uzmanlar arasındaki genel kanıya göre hastaların büyük çoğunluğu ameliyat sonrasında yetersiz ağrı tedavisi görmektedir.

Bu nedenle , özellikle operasyonu geçirecek hastaların ve yakınlarının bilinçli olması çok önemlidir. Operasyonun gerçekleşeceği merkezde ağrının önlenebilmesi konusunda bilgili bir ekibin olması çok önemlidir. Anestezi ve reanimasyon uzmanları bu konuda özel eğitim görmüş kişilerdir. Bu hekimlerden veya operasyonu gerçekleştirecek olan hekimden ameliyat sonrası nasıl bir ağrı şiddeti olabileceği ve ne kadar sürebileceği konusunda net bilgiler alınabilir. Bununla beraber ameliyat sonrasında ağrıların önlenmesi için neler yapılabileceğini de hastaların anlayabilecekleri şekilde öğrenmelerinde büyük fayda vardır. Böylece hem hasta hem de yakınları nasıl bir dönem geçeceği konusunda fikir sahibi olarak rahatlayacaklardır.

Ameliyat sonrası ağrının önlenmesi sadece ameliyatın ürkütücü görünümünü ortadan kaldırıp hasta konforunu sağlamakla kalmaz hastanede kalış süresini kısaltır, yara iyileşmesini hızlandırır ve ameliyat sonrası bir çok komplikasyonu önler.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.alevi.dk
Sponsored content




MesajKonu: Geri: AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
AMELİYAT SONRASI AĞRILAR...VB
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KORKULERLILERIN YERI :: SAGLIK :: HASDALIKLAR-
Buraya geçin: